“Zeytin Ağaçları”-Van Gogh, 1889

Dünyadaki ilk  ağaç olarak bilinen zeytin, insanlık tarihinde çok özel ve kutsal bir yere sahiptir. Zeytin; bereket, refah, barış, adalet, akıl, bilgelik, uzun ömür, zafer, yeniden doğuş gibi insanlık için önemli kavramların sembolü olmuştur. Sağladığı sayısız fayda ve güçlü fiziksel yapısı ile kutsal kitaplardan, mitolojilere, efsanelerden, sanat eserlerine bir çok yerde övgüyle yerini almıştır.

Zeytini bu kadar özel ve kutsal kılan çok yönlü kullanım alanı ile sunduğu nimetlerdir. Binlerce yıl çok önemli bir gıda ve ticaret maddesi olmuştur.  Ağacından meyvesine, yaprağından çekirdeğine her şeyi bir faydaya dönüşmüş; dini kutsamalarda, doğum, evlenme gibi törenlerde, aydınlanmada, birçok hastalığın tedavisinde, kozmetikte vb bir çok değişik kullanım alanıyla insan yaşamında çok büyük rol oynamıştır.

Akdeniz coğrafyasının ve kültürünün simgesi zeytinin anavatanın neresi olduğu ve ilk kez nerede ehlileştirildiğine dair bilimsel kesin bir bilgi ve görüş birliği bulunmamaktadır.  Ancak ünlü botanikçi Pelletier’ye göre zeytinin atası yabani zeytin ağacı Oleaster diğer adı ile Delice’nin anavatanı Anadolu’dur. Bilimsel birçok literatüre göre de delicelerin ehlileştirilerek kültür bitkisine dönüştürülmesi ilk kez M.Ö. 4000 yıllarında Anadolu’da başlamış, buradan Akdeniz kıyı şeridi boyunca yaygınlaştırılmıştır.

Dini ve mitolojik kaynaklar da zeytinin kökeni ve kutsallığı hakkında bilgiler sunar. Tüm semavi dinlerde bahsedilen zeytin,  Kur’an-ı Kerim’de altı defa geçer ve “and olsun incire ve zeytine” denilerek yeminle onurlandırılır. Eski Mısırlılar, zeytinciliği Tanrıça İsis’in öğrettiğine; Yunanlılar ise zeytin ağacının Bilgelik Tanrıçası Athena’nın insanlığa bir hediyesi olduğuna inandılar. Roma İmparatorluğu’nda Sezarı’ın başında zeytin ağaçlarından yapılmış taç, güç simgesiydi. Eski Yunan ve Roma Uygarlıklarında kutsal bir aileden gelmiş olmanın işareti bir zeytin ağacının altında doğmuş olmaktı. Bunlar gibi bir çok efsanenin ortak noktası zeytin ağacının tanrısal ve kutsal bulunmasıydı. O kadar kutsal sayılmıştı ki zeytin tarımının sadece iyi ve dürüst insanlar tarafından yapılmasına izin verilmiş; ağaca zarar verenler ise ölümle cezalandırılmıştı.

Zeytin ağacını bu kadar değerli kılan en büyük özelliği ağır ve zahmetli büyümesine karşın yaz kış gümüşi yeşil yapraklarını koruyarak yüzlerce yıl yaşayabilmesidir. Ortalama ömrü 300-400 yıl olmak ile birlikte 3 bin yaşında zeytin ağaçlarına da rastlanmıştır. Kök sistemi çok güçlü olan zeytin ağacı suya ulaşmak için köklerini toprağın derinliklerine uzatır. Ana kökü sürekli yeni kökler vererek gövde ve dalları besler. Ömrünü tamamladığında ise gövdesi kurur ancak köklerinden yeşeren sürgünlerden yeni bir agaç sürgünlenir. Bu nedenle “Ölmez Ağaç” olarak anılır. Romalılar ise sonsuz bir yaşama gücüne sahip olduğuna inandıkları zeytin ağacına “Vivax Oliva” yani “Yedi Canlı Zeytin” adını vermişlerdir.

Homeros’a fısıldayan zeytin ağacının dediği gibi ”siz gelmeden öncede buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım”